Dünyanın neresine giderseniz gidin, kültürünüzü de beraberinizde götürürsünüz. Hasebiyle yabancı diyarlarda Türk birilerini görünce çabucak tanırsınız! Bizde kurallar biraz farklı işler; korna bir müzik enstrümanıdır, yoğurt kovası aslında bir saklama kabıdır ve konuk o kapıdan o denli çabucak beş dakikada uğurlanamaz!
Bize has, diğer bir coğrafyada anlatmaya kalksak ‘Nasıl yani?’ sorusuyla karşılaşacağımız birbirinden absürt ve bir o kadar da samimi durumları derledik.
Hazırsanız başlıyoruz!
1. Korna ile İrtibat Kurma Sanatı
Kornanın yalnızca bir ihtar aracı değil; teşekkür, küfür, selamlama, ‘yeşil yandı hadi’ demek için kullanılan çok lisanlı bir enstrüman olması. Eminiz bu durum birçok ülke için gariptir!
2. Ekmeksiz Yemek Yiyememe Hastalığı
Makarnayı ve pilavı ekmekle yiyen, hatta karpuz-peynir ikilisini ekmeksiz düşünemeyen bir milletiz biz. ‘Ekmek yemesem doymuyorum’ cümlesi de bizim topraklarımızda icat edildi.
3. Televizyon Kumandasının Poşete Sarılı Olması
Kumandanın ömrünü uzatmak, tuşların ortasının tozlanmasını engellemek için yapılan o estetikten uzak lakin çok muhafazacı süreç. O poşet sararır ancak o kumanda asla eskimez.
4. Her Şeyi Üfleyerek/Vurarak Tamir Etme Yeteneği
Çalışmayan kumandaya vurmak, şarj olmayan telefona üflemek, donan bilgisayarı tehdit etmek üzere büsbütün ‘geleneksel’ ve bilimle açıklanamayan teknik servis prosedürlerimiz var bizim.
Üstelik de işe yarıyorlar!
5. Boş Dondurma Kabında Saklanan Sarma
Herhalde hepimizin aklına gelen birinci husus bu olmuştur. Hangimiz buzdolabındaki dondurma kabında hakikaten dondurma olduğunu gördü ki?
Neyse kabul edelim, sarma da epey memnun ediyor :)
