Şehir hayatının keşmekeşi, bitmek bilmeyen bildirimler ve günlük koşuşturma derken bazen nefes alacak bir alan bulmak imkansızlaşıyor. Tam da bu noktada, meskeninin bir köşesini yalnızca ruhunu dinlendirmeye ayırmak lüks değil, bir gereksinim haline geliyor. Kendi Zen köşeni oluşturmak için büyük bütçelere yahut koca bir odaya muhtaçlığın yok; yalnızca gerçek dokunuşlara ve biraz ilham kâfi.
İlk adım, o meşhur “kalabalık zihin, kalabalık ev” ideolojisinden geçiyor.
Köşeni kuracağın yerdeki tüm gereksiz eşyaları, göz yoran nesneleri ve teknolojik aletleri oradan uzaklaştır. Minimalist bir yaklaşım benimseyerek yalnızca sana huzur veren birkaç parçayı tutmalısın. Unutma, az eşya demek, daha az görsel gürültü ve daha çok içsel huzur demek.
Işıklandırma, bir yerin gücünü saniyeler içinde değiştirebilir.
Zen köşende o keskin beyaz tavan lambalarından kaçınmalısın. Bunun yerine, gün ışığından azamide yararlanabileceğin bir pencere önünü seçmek ya da akşamları için yumuşak, sıcak sarı tonlarda lambaderler ve mumlar kullanmak ortamı anında yumuşatacak.
Doğanın gücünü konuta taşımadan gerçek bir Zen tesiri yakalamak sıkıntı.
Yer kaplamasın istiyorsan, duvarına ahşap paletlerden yahut şık askılıklardan oluşan bir dikey bahçe yap. Yalnızca sarmaşık cinsleri (Pothos gibi) kullanarak duvarından aşağı yeşil bir şelale akıyormuş hissi yaratabilirsin. Bu ‘canlı duvar’ seni ormanda hissettirecek.
Dokunsal konforu sakın atlama!
Sert sandalyeler yerine, yere atacağın büyük ve yumuşak minderler, peluş bir halı ya da dokulu battaniyeler köşeni daha rahat hale getirir. Vücudunun gevşemesine müsaade veren bu yumuşak dokular, fizikî gerginliğini atmanı sağlarken kendini inançta ve konforlu hissetmene yardımcı olur.
Beş duyuna birden hitap etmeyi amaçla; koku bu işin bâtın kahramanı.
Lavanta, sandal ağacı ya da okaliptüs gibi uçucu yağlar kullanabileceğin bir buhurdanlık yahut hafif aromalı tütsüler, köşene adım attığın an zihnini sakinleştirecek. Koku hafızası çok güçlüdür; bir müddet sonra bu kokuyu her duyduğunda bedenin otomatik olarak gevşeme moduna geçmeye başlayacak.
Zen köşeni şahsileştirmekten çekinme ancak bunu yaparken sadeliği koru.
Köşenin bir rafını büsbütün doğal taşlara ayır. Dev bir Himalaya tuz lambası hem havayı temizler hem de o büyüleyici turuncu ışığıyla ortamı ısıtır. Yanına dizeceğin ametist yahut sitrin kristalleriyle köşene mistik ve olumlu bir güç katabilirsin.
Son olarak, kendini hamağın huzuruna bırak.
Eğer balkonunda yahut salonunun bir köşesinde uygun bir kiriş varsa, şık bir makrome hamak yahut asma koltuk edin. Ayaklarının yerden kesilmesi zihnine anında ‘tatildesin’ iletisi verir. Altına sereceğin bohem bir kilimle ortamın havasını büsbütün değiştirebilirsin.
